İçeriğe geç

Kepler kaç derece ?

Hoş geldiniz! Modanevra olarak bu yazımızda “Kepler kaç derece” hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıyoruz.

Soğuk Bir Kayseri Gecesi ve “Kepler kaç derece?” Sorusu

Kayseri’de kış geceleri insanın içine işleyen bir sessizlik bırakıyor. Rüzgâr, apartmanların arasından geçerken sanki eski defter sayfalarını karıştırır gibi ses çıkarıyor. Ben o gecelerde hep pencerenin kenarına otururum. Elimde bir defter, bazen yarım kalmış cümleler, bazen de hiçbir yere varmayan düşünceler…

O gece de farklı değildi. Ama içimde farklı bir şey vardı. Adını koyamadığım bir sıkışmışlık. Sanki hayat bir yerde duruyor da ben hep biraz geriden bakıyorum gibi.

Defterimin sayfasına yazdığım ilk cümle şuydu:

“Kepler kaç derece?”

Bunu yazarken gülümsedim. Çünkü aslında ne sorduğumu ben de bilmiyordum. Bir gezegen mi, bir yıldız mı, yoksa içimdeki karmaşanın adı mıydı Kepler? Ama o an tek bildiğim şey, her şeyin bir ölçüsü olduğuna inanmak istememdi. Acının, özlemin, hayal kırıklığının bile.

Bir Dersin Ortasında Başlayan Düşüş

Her şey bir üniversite dersinde başladı. Kayseri’de soğuk bir sabah, amfiye girdiğimde camlar buğulanmıştı. Ön sırada oturanlar defter açmıştı, arkada ise herkes kendi dünyasındaydı. Hocanın sesi tahtaya tebeşir sürtünür gibi yankılanıyordu.

“Kepler yasaları…”

O an dikkat kesildim. Sanki bir şey bana dokunmuştu. Kepler kelimesi zihnime çarpıp geri dönmedi. Hocanın anlattığı şeyler gezegenlerin hareketiydi ama benim aklım başka bir yere kaydı. Pencerenin dışında gri bir gökyüzü vardı ve ben o gökyüzünün altında kendimi kaybolmuş hissediyordum.

Yanımdaki arkadaşım fısıldadı:

“Kepler kaç derece acaba?”

Gülümsedi ama ben gülmedim. Çünkü o soru benim içimde büyüyen bir boşluğu temsil ediyordu. Sanki Kepler bir sıcaklık ölçüsü olsaydı, içimdeki donmuşluk kaç derece çıkardı diye düşünüyordum.

O gün dersten çıktığımda yüzümde garip bir ifade vardı. Ne tam üzgün, ne tam boş… ama kesinlikle mutlu değil.

Kayseri Sokaklarında Sessiz Bir Yürüyüş

Ders bitince eve gitmek istemedim. Kayseri’nin taş kaldırımlı sokaklarında yürümeye başladım. Hava öyle soğuktu ki nefesim görünür hale geliyordu. Ellerimi cebime soktum ama içimdeki üşüme geçmiyordu.

Bir pastanenin önünden geçerken camdan içeri baktım. İnsanlar sıcak çaylarını içiyor, gülüyor, konuşuyordu. İçimden “Ben neden buradayım?” diye sordum. Cevap gelmedi.

Tam o sırada telefonum çaldı. Açmadım. Çünkü konuşacak gücüm yoktu. Sanki her kelime içimde yeni bir kırılma yaratacaktı.

Defterimi çıkardım ve kaldırımın kenarına oturdum. Yazdım:

“Kepler kaç derece? Eğer cevap 0’ın altındaysa, ben de oradayım.”

O an bunu yazarken dramatik olduğunu düşündüm ama yine de silmedim. Çünkü bazen insan kendini ancak abartarak anlatabiliyor.

Gece, Çatı ve Gökyüzü

O gece eve döndüğümde uyuyamadım. Saat ilerledikçe şehir sessizleşti ama benim içim sessizleşmedi. En sonunda montumu giyip apartmanın çatısına çıktım.

Kayseri’nin gökyüzü o gece inanılmaz açıktı. Yıldızlar sanki daha yakın gibiydi. Soğuk yüzümü keserken yukarı baktım ve düşündüm: Bu kadar büyük bir evrende, bir insanın kalbi neden bu kadar ağır hisseder?

Yere oturdum. Defterimi açtım. Sayfanın ortasına tekrar yazdım:

“Kepler kaç derece?”

Bu kez yazarken gözlerim doldu. Çünkü bu soru artık bir şaka değildi. Bir tür yardım çağrısıydı. İçimde bir şeylerin çözülememiş haliydi.

Gökyüzüne bakarken kendime şunu söyledim:

“Ben neyi kaçırıyorum?”

Cevap yoktu. Ama yıldızlar vardı. Ve yıldızlar hiçbir zaman cevap vermezdi, sadece bakardı.

İçimde Donan Bir Hikâye

Bazen geçmişe dönüyorum. Çocukken astronomi kitaplarına bakardım. Gezegenlerin isimlerini ezberlerdim. Kepler bana hep uzak bir kelime gibi gelirdi. Şimdi ise içimde dolaşan bir kelimeye dönüştü.

O gece çatıda otururken bir şeyi fark ettim. Asıl sorum Kepler’in kaç derece olduğu değildi. Asıl sorum şuydu: Ben neden bu kadar donmuş hissediyorum?

İçimde bir hayal kırıklığı vardı. Planladığım hayatla yaşadığım hayat arasında ince bir çatlak. O çatlak her gün biraz daha büyüyordu.

Ama aynı zamanda garip bir umut da vardı. Çünkü o çatlağın içinden gökyüzü görünüyordu.

Bir Mesaj, Bir Sessizlik

Ertesi gün telefonuma bir mesaj geldi. Eski bir arkadaşım yazmıştı:

“Dün seni gördüm ama seslenemedim. İyi misin?”

Ekrana uzun süre baktım. Parmaklarım yazmaya gitti, geri çekildi. En sonunda sadece “iyiyim” yazdım. Ama bu kelime bile içimde yankı yaptı.

Gerçek şu ki iyi değildim. Ama kötü de değildim. Sanki arada sıkışmıştım.

O an aklıma yine aynı soru geldi:

“Kepler kaç derece?”

Bu soru artık bir kaçıştı. Kendimle yüzleşmemek için tuttuğum bir ip gibiydi.

Kendime Yazdığım Gerçek

O gün akşam defterimi açtım. Bu kez daha uzun yazdım. Kaç kelime olduğunu saymadım ama içimi boşaltmak istedim.

“Ben bazen çok yoruluyorum,” diye başladım.

“İnsanların normal yaşadığı şeyleri ben neden bu kadar büyütüyorum bilmiyorum. Ama içimde bir şey hep ağır.”

Yazarken durdum. Pencereden dışarı baktım. Kayseri’nin ışıkları uzakta titriyordu.

Sonra devam ettim:

“Kepler kaç derece bilmiyorum. Ama içimdeki bazı duygular sıfırın çok altında. Ve buna rağmen hâlâ bir şeylerin değişmesini bekliyorum.”

Bu cümleyi yazınca içimde garip bir hafifleme oldu. Sanki uzun süredir taşıdığım bir yük biraz yer değiştirmişti.

Bir Sabahın Sessiz Umudu

Sabah olduğunda güneş odaya ince bir çizgi gibi girdi. Uykusuzdum ama tuhaf bir şekilde daha hafiftim. Çatıdaki geceyi düşündüm. Gökyüzünü, yıldızları, deftere yazdığım o cümleyi…

Kendime kahve yaptım. Pencerenin kenarına oturdum. Kayseri’nin sokakları yavaş yavaş hareketleniyordu.

Telefonumu açtım ve defterdeki son sayfaya baktım. Orada hâlâ aynı soru duruyordu:

“Kepler kaç derece?”

Ama bu kez sorunun tonu değişmişti. Artık bir çaresizlik değil, bir merak gibi geliyordu.

Belki de bazı soruların cevabı yoktu. Ama insan yine de sormaya devam ediyordu. Çünkü sormak, yaşamaya devam etmekti.

Ve ben o sabah ilk defa şunu hissettim:

Her şey donmuş değil. Sadece bekliyor.

Gökyüzüne baktım. Kepler’in kaç derece olduğunu hâlâ bilmiyordum. Ama içimde bir yer, yavaş yavaş çözülüyordu.

Tavsiye Ettiğimiz İçerik: Kepler 1649C nerede ?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://www.megateknoloji.com https://zeche.com.tr https://incidisestetik.com.tr knight online nttgame Sitemap
403 Forbidden

403

Forbidden

Access to this resource on the server is denied!