İçeriğe geç

Aşk kelimesinin kökeni nereden gelir ?

Aşk Kelimesinin Kökeni Nereden Gelir? Bir Hikâye, Bir Arayış

Bugün Kayseri’de sokaklarda yürürken birdenbire eski bir kelime aklıma takıldı. “Aşk”… Ne zaman duysam içimde bir kıpırtı olur, ama bir yandan da o kelimeyi ne kadar çok duyduğumuzu düşünüp hayal kırıklığına uğrarım. Aşk neydi? Gerçekten bildiğimiz kadar basit miydi? İşte, bu soruları düşündükçe, birkaç yıl önce yaşadığım bir olayı hatırladım. O zamanlar, aşkı tanımlamak için bir kelime arıyordum. Bu kelimenin ardındaki duyguyu ve anlamı anlamak için bir şeyler yapmam gerektiğini hissettim. Ve bir anda, aşk kelimesinin kökeni nereden gelir sorusu beliriverdi kafamda.

Bir Karar Anı: Aşkın Anlamı Ne?

O dönemde, 22 yaşında, üniversiteyi yeni bitirmiştim. Kayseri’nin o küçük sokaklarında, annemin yaptığı nefis içli köfteleri yiyip, eski kitapçıları gezdiğim bir gündü. O gün, sokakta yürürken bir kitapçıda bir eski kelime kitabı buldum. İçinde aşk kelimesinin kökenini de arayabileceğimi düşündüm. Ama bir şey vardı; o an, “aşk” kelimesinin etimolojisini öğrenmeye karar verdim, ama sadece öğrenmek değil, bir tür içsel bir huzura kavuşmak istiyordum. Aşk dediğimiz şeyin gerçekte ne kadar derin olduğunu anlamak… Belki de bu yüzden aşkı yaşamadan, sadece kelimelerde arıyordum.

İçimden Bir Ses: Aşk ve Anlamı

Kitapçıda saatler geçirdim. Kitaplarda aşkın kökenine dair yazılmış satırlar, tarihsel anlamı, kökleri ve dildeki evrimi… Ama hala bir şey eksikti. “Aşk” kelimesinin arkasındaki gerçek anlamı bulamıyordum. Bu kelimenin aslında Arapça’dan geldiğini ve “aşk” kelimesinin kökünün “aşama” yani bir şeyi aşama aşama sevmek, içsel olarak sevgiyle yaklaşıp, zamanla derinleşen bir duyguyu anlatan bir anlam taşıdığını öğrenmiştim. Bu, evet, mantıklıydı. Ama içimde hep daha fazlasını duymak istiyordum. İşte o zaman o yaz güneşi altında, bir köşe başında otururken, karşımda durduğum sokak lambasının ışığında, her şey bir anda yerli yerine oturdu.

Bir Yıldızın Düşüşü: Gerçek Aşk

Bir haftalık bir yaz tatilinde, eski arkadaşım Melis ile karşılaştım. Bir zamanlar bana aşkın ne olduğunu anlatan kişi o olmuştu. O dönem, aşkın sadece bir kelime olduğunu, her şeyin her an geçici olduğunu düşünüyordum. Ama Melis, her zaman bana biraz farklı bakardı. O, aşkı hissetmekten bahsederdi. Birlikte bir kafe köşesinde oturup, eski zamanları hatırlarken, aşkın en çok gözlerde hissedildiğini söylerdi. O an, Melis’le karşılaştığımızda ona ne kadar uzun zamandır görüşmediğimizi fark ettim. Ama daha da garibi, içimde bir şeylerin değişmeye başladığını hissettim. O an, bir kelimenin gücüyle, “aşk”ın bir anlam kazandığını düşündüm. Aşk kelimesinin etimolojik geçmişi, duyguları ne kadar yansıtabilirdi ki? Belki de gerçek aşk, kelimelerin ötesindeydi.

Aşk ve Zamanın Dönüşümü: O Günden Sonra

O yaz, Melis’le geçirdiğimiz birkaç gün, bana aşkı anlatmanın çok da mümkün olmadığını öğretti. Her şey zamanla evriliyordu; kelimeler, duygular ve insanlar… Aşk sadece bir etimoloji değildi. Onun yerine, duygulara dayalı, bazen kabullenilmesi zor bir yolculuktu. İşte o yolculukta, aşkın bir kelime olarak değil, bir yaşam biçimi olarak hayatımıza girmesi gerektiğini fark ettim.

Bir Sonraki Adım: Aşkın Geleceği

Bugün, Kayseri’de uzun bir yürüyüşe çıktım. O eski kitapçıdan aldığım kitap hala evde bir köşede duruyor. Aşkın kökeni hakkında daha çok şey öğrendim, ama şimdi bunun anlamı çok daha farklı. “Aşk” kelimesi belki de çok fazla söylenmiş, çok fazla anlamlandırılmaya çalışılmış bir kelimedir. Ama sonunda ben şunu fark ettim: Aşkı, yaşamın her anında hissedebiliriz. O kelime sadece bir başlangıçtır, bir arayıştır. Gerçek aşk ise her şeyin içinde, her anın derinliğinde var. Bu yazının sonunda, belki de aşk hakkında öğrendiğim tek şey şu oldu: Aşk kelimesinin geçmişi bir anlam taşır, ama geleceği, onu her an yaşadığımızda oluşur. Ve her an, o kelimenin içinde gizli bir yaşam var.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
https://tulipbetgiris.org/elexbett.net